1999 yılı Helsinki Zirvesi’nde tam üyelik için adaylık statüsünün ilan edilmesinin hemen ardından Türkiye, hem yapısal hem de yasal değişiklikleri kapsayacak şekilde yargı ve temel haklar alanlarında kayda değer reformlardan geçmiştir. Bilhassa, yargı sisteminin bağımsızlığı, tarafsızlığı ve verimliliğinin güçlendirilmesi ana hedefler olmuştur. Son yıllarda Türkiye’de uygulamaya konulan birtakım reform ve demokratikleşme paketleri yoluyla AB standartları doğrultusunda Türk yargı sisteminin uyumlaştırılması için bir çok adım atılmıştır. Bununla birlikte, mevcut eksikliklerin hala iyileştirilmesi gereklidir. Bu kapsamda IPA II programlaması, Türk yargı sektöründeki sorunlu alanlarda AB kuralları ve uygulamaları hakkında bilgi edinmek için önemli bir fırsat sağlayacaktır ve bu durum AB müktesebatına uygun bir şekilde çözüm oluşturulmasına katkıda bulunacaktır.

 

Bağımsız ve tarafsız bir yargıyı sağlamak amacıyla yargı sistemindeki tüm kuruluşlar düzgün ve etkili bir şekilde çalışmalıdır. Suçların kovuşturulmasına ilişkin olarak savcılıklar ön saflarda yer almaktadır. Usule ve altyapıya dair sorunlardan dolayı savcılıklar kanunla kendilerine verilen görevleri yerine getirmeleri esnasında sorunlarla karşılaşmaktadır ve bu durum bütünsel bir yapı olarak yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının sorgulanmasıyla sonuçlanmaktadır. Eylem aracılığıyla soruşturma teknikleri geliştirilecektir ve yargının bağımsızlığına katkıda bulunmak amacıyla savcılık ve kolluk kuvvetleri arasındaki ilişkiler ele alınacaktır. Böylece, savcılıkların işleyişi, yargının bağımsızlığına katkıda bulunmak üzere güçlendirilecektir.

 

Bu zamana kadar hakimler ve savcılar yargıda profesyonelliği artırmayı amaçlayan projeler için ana odak noktaları olmuştur. Yardımcı personel ise yargının daha iyi işleyişine hizmet edecek olan iyi planlanmış hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitime yeterince erişememişlerdir. Yardımcı personel çok vasıflı kişiler arasından seçilmediği ve mesleki eğitimlerle desteklenmediği için hakimler ve savcılar omuzlarına daha fazla yük ve sorumluluk almaktadır. Bu sorun, ağır iş yükü, uzun kovuşturmalar ve adli kovuşturmaların sonucundan memnuniyetsizlik sonuçlarını doğurmaktadır. Bunun yanı sıra, aile ve çocuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar gibi özel bazı adli kovuşturmalarda hakimler ve savcılar yardımcı personel olarak işe alınan teknik uzmanların yardımına oldukça bağımlıdırlar. IPA II programlaması kapsamında psikolog, sosyal çalışmacılar ve pedagogları da kapsayan yardımcı personelle, kendi pozisyonlarının ihtiyaçlarına göre tasarlanacak olan hizmet içi ve hizmet öncesi eğitim programları yoluyla mesleki etkinliklerini artırmak amacıyla özel olarak ilgilenilecektir.

 

Yargının temel ve uzun zamandır devam eden sorunlarından biri yüksek mahkemelerin ve ilk derece mahkemelerinin ağır iş yüküdür. Bu sorun uzun kovuşturmalara ve tutuklamalara yol açıp sırasıyla özgürlük ve güvenlik hakkı ve adil yargılanma hakkını koruyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 5. ve 6. maddelerinin ihlaliyle sonuçlanmaktadır. Ayrıca, hukuk, ceza ve idari yargıdaki uzun yargılamalar davalarının sonuçlarına bakılmaksızın tarafların yargıya olan güvenini azaltmaktadır. Son on yılda getirilen ve uygulanmakta olan reformların tamamlayıcısı olarak, alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları yeni IPA II programlamasında odak noktası olacaktır. Bu soruna ilişkin olarak, yargı kovuşturmalarını hızlandırmak amacıyla adli tebligat sistemi gözden geçirilecektir. Mağdur haklarına yönelik bir faaliyet yoluyla kurumsal ve yasal altyapı iyileştirilecek ve kamunun bu konuya ilişkin farkındalığı artırılacaktır. İki ayrı faaliyet idari yargının sorunlarına yoğunlaşacaktır ve sistemik ve yasal yetersizliklere çözüm bulacaklardır. Yargının etkililiği ve verimliliği birçok kuruluşu ilgilendirmektedir. Adalet Bakanlığı belirtilen sorunlara çözüm önerme ve çözüm sunma konusunda sorumlu ana kurum olacaktır. HSYK, Adalet Akademisi ve Danıştay 2014 programlaması kapsamında önerilen faaliyetler için ana paydaşlar olacaktır.

 

Son on yılda yapılan yatırımların sonucunda cezaevleri ve tutukevlerindeki fiziksel koşullarına ilişkin olarak önemli başarılar elde edilmiştir. Ayrıca, AB finansmanlı projeler sayesinde infaz uygulamalarında gelişmeler yaşanmıştır. Bununla birlikte, ceza adalet sisteminde Avrupa standartlarını yerleştirmek için daha fazla çabaya ve projeye ihtiyaç duyulmaktadır. IPA II programlaması kapsamında önerilen faaliyetler yoluyla sivil izleme kurulları güçlendirilecektir ve böylece görevlerini kanunda belirtildiği şekilde yerine getirmeleri sağlanacaktır. Mahkûmlar için disiplin ve ödül usulleri geliştirilecektir ve cezaevlerinde tekerrürü önlemek için şartlı tahliye uygulaması gözden geçirilecektir. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü bu eylemin ana yararlanıcısı olacaktır.

 

IPA II STRATEJİ BELGESİ VE DİĞER ANA REFERANS BELGELERLE İLİŞKİSİ

 

AB Antlaşmasının (ABA) 2. maddesi hukukun üstünlüğünü, insan haklarına saygıyı ve demokrasiyi diğerleriyle beraber Avrupa Birliğinin temel değerleri arasında saymaktadır. Ayrıca, aynı Antlaşmanın 49.maddesi yalnızca 2. maddede sayılan değerleri karşılayan Avrupa ülkelerinin AB üyesi olabileceği şartını koymaktadır.

 

Benzer bir şekilde, 1993 yılında Avrupa Birliği Konseyi’nde belirtilen Kopenhag kriterlerinin temel direği olan hukukun üstünlüğü, katılım sürecinin merkezindedir.

 

Yine AB’nin temel dökümanları, ayrıca son genişleme deneyimi ve genişleme ülkelerinin karşılaştığı zorluklar, hukukun üstünlüğünü AB genişlemesinin merkezine yerleştirmektedir. Bu kapsamda, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının güçlendirilmesi ve etkili, bağımsız ve tarafsız bir yargının oluşturulması, bir aday ülke için AB üyeliğine daha da yaklaşması için önemli bir gereklilik olarak düşünülmektedir. Avrupa Komisyonu “2012-2013 Genişleme Stratejisi ve Ana Zorluklar”da bu gerçeğin de altını çizmektedir.

 

Buna ek olarak, 2008 Türkiye Katılım Ortaklığı Belgesi, 23. Fasıl-Yargı ve Temel Haklarkonusunda önemli sayıda önceliği öne sürmektedir.

 

Bu çerçevede, Katılım Müzakereleri sırasında Türkiye, bu medeniyet projesinin bir parçası olma konusundaki iradesini kanıtlamıştır ve kendi ulusal hukukunu ve kurumlarını AB standartlarına uyarlamak için birçok reform gerçekleştirmiştir. “AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı”nda bu irade açık bir şekilde beyan edilmiştir.

 

Tam üyelik yolunda Türkiye, yargı ve temel haklar alanında kendi yasal ve kurumsal yapısını dönüştürmektedir. Örneğin, HSYK’nin yapısındaki değişiklik ve Anayasa Mahkemesi’ne “bireysel başvuru prosedürünün” oluşturulması bu sektörde yaşanan önemli gelişmelere örnek teşkil etmektedir. Bu alanda yapılan reformlar Türkiye’nin uzun vadeli tam üyelik hedefine katkıda bulunmakta ve hukukun üstünlüğünün ve yargının öneminden dolayı Türkiye’yi AB’ye daha da yakınlaştırmaktadır. Avrupa Komisyonu 2013 İlerleme Raporunda buna da atıfta bulunmuştur.

 

Türkiye için 2014-2020 Endikatif Strateji Belgesi (Strateji Belgesi), (ceza adaleti sistemi, çocuk mahkemeleri ve cezaevi sistemi dahil olmak üzere) yargının etkililiğini ve verimliliğini artırmanın yanı sıra yargının bağımsızlık ve tarafsızlık düzeyini artırmayı öngörmektedir.

 

Bu Eylem yukarıda sıralanan tüm öncelikleri ele alacaktır.

 

SEKTÖR YAKLAŞIMI DEĞERLENDİRMESİ

 

Türkiye’nin 10. Ulusal Kalkınma Planı (2014-2018) uyarınca, yargı alanındaki temel öncelikler, adli kovuşturmaların kalitesini korumak, hukukun üstünlüğü prensibi kapsamında yasal ve kurumsal önlemleri gerçekleştirmek, uluslararası standartlar doğrultusunda yasal sistemini daha da geliştirmek ve ayrım olmaksızın tüm bireyler tarafından temel hak ve özgürlüklerden tam olarak yararlanılmasını sağlamaktır.

 

Yargı Reformu Stratejisi, genel bir sektör strateji çerçevesine sahip olan bir belgedir. 2009 yılında Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen Yargı Reformu Stratejisi, sorunları analiz eden ve adalet sektörü için çözümler öneren ilk resmi belgedir. Meslek kuruluşları ve STK’lar dahil olmak üzere tüm paydaşların iştirakiyle ortak bir anlayış içerisinde hazırlanmıştır. Uygulama düzeyini gördükten sonra Adalet Bakanlığı, bu Stratejiyi ve Eylem Planını gözden geçirmeye karar vermiştir. Paydaşlarla gerekli istişareler yapılmış, taslak belge hazırlanmış ve Adalet Bakanlığı web sitesinde kamuya açıklanmıştır.

 

Gözden geçirilmiş Yargı Reformu Stratejisi aşağıdaki hedeflerden oluşacaktır:

 

  • Yargının bağımsızlığının, tarafsızlığının ve şeffaflığının güçlendirilmesi

  • Yargının kalitesinin, etkililiğinin ve verimliliğinin geliştirilmesi

  • Ortaya çıkan anlaşmazlıkları önleyici ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarını geliştirici önlemlerin uygulanması

  • Uluslararası adli işbirliğinin artırılması

  • Yargının kamuyla ilişkilerinin geliştirilmesi

  • Yargı örgütünün etkiliğinin geliştirilmesi

  • Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerle birlikte hukuk alanında verilmekte olan eğitimin geliştirilmesi Kadınlar, çocuklar ve engelli kişiler için uygulamaların geliştirilmesi

  • Adalete erişimin güçlendirilmesi

  • Yargı uygulamalarından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin önlenmesi ve insan hakları standartlarının güçlendirilmesi

  • Cezaevi sisteminin geliştirilmesi

 

Yargı Reformu Stratejisiyle birlikte yargı alanında ana kurumlar olan Adalet Bakanlığı, HSYK ve Türkiye Adalet Akademisi stratejik planlarını hazırlayıp yayınlamıştır. Bu planlar çok yıllı bir bakış açısıyla hazırlanmakta, ihtiyaçlar ve sorunlar için çözüm önerilerini sistematik bir şekilde yansıtmaktadır. Bu stratejilerin hedefleri Yargı Reformu Stratejisi ve 10. Ulusal Kalkınma Planındaki hedeflerle tutarlılık göstermektedir. Yargı teşkilatının yapısı nedeniyle sektörde birkaç ana aktör bulunmaktadır. Bu kapsamda Devletin yürütme organında kanun yapıcı ve siyasi kurum olarak Adalet Bakanlığı, Endikatif Strateji Belgesinde belirtildiği üzere, IPA II süreci için ana aktördür. Diğer ana kurumlar HSYK ve Türkiye Adalet Akademisidir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, hukuk, idari ve askeri yargıdaki ilk derece mahkemeleri, Türkiye Barolar Birliği ve Noterler Birliği bu sektördeki paydaşlardır. Yargı alt alanı için öncü kurum rolünü gerçekleştirmek amacıyla Adalet Bakanlığı daha önce Kasım 2013’te AB Genel Müdürlüğü bünyesinde “AB Proje Uygulamaları Birimi”ni kurmuştur. Bu birim IPA II programlaması kapsamında AB finanslı projeleri koordine etmekle sorumludur. Bakanlık paydaşlar için bilgilendirici toplantılar düzenlemiş ve sektördeki kurumlara özel ziyaretler gerçekleştirmiştir. Bu toplantılarda paydaşlar IPA II kavramı hakkında bilgilendirilmiş ve bu IPA II programlama kapsamında desteklenmek üzere kendi eylem fikirlerini hazırlamaya davet edimiştir. Eylem fikirleri tartışılmış ve Müsteşar Yardımcısı başkanlığında Adalet Bakanlığı “Proje Eşgüdüm Kurulu” tarafından değerlendirilmiştir. Bu dönemde Adalet Bakanlığı yeni IPA II belgelerini ve prosedürleri hakkında yeterli bilgi sahibi olmak ve tartışmak üzere AB Bakanlığı ve AB Delegasyonuyla toplantılar yapmıştır. Yargı alt sektöründe, hükümet ve yargı kurumları dışında Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliği, IPA II programlanması hakkında bilgilendirilmiş olup, eylem önerileri sunmaya davet edilmişlerdir. IPA II döneminde ana aktörlerle ve yargı alt alanındaki paydaşlarla toplantıların yanı sıra Adalet Bakanlığı, önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek faaliyetleri tartışmak amacıyla bazı AB üye ülke kurumlarıyla istişarelerde bulunmuşlardır. Yargı Reformu Stratejisi tüm yargı sistemine ilişkin hedefleri ve amaçları içermektedir. Reform Stratejisinin tamamlayıcı belgesi olan Eylem Planı, hedefler ve amaçlar belirlemekte ve zaman cetvelleri, sorumlu organlar ve mali kaynaklarla birlikte ilgili faaliyetleri düzenlemektedir.

 

Söz konusu amaçların ve hedeflerin uygulanmasının gözlemlenmesi için izleme ve değerlendirme sistemi tasarlanmıştır. Bu izleme ve değerlendirme sistemi sorunları ortadan kaldırmak için gerekli adımların atılmasını sağlamaktadır. Yargı Reformu Stratejisinin İzleme ve Performans Değerlendirmesi, Adalet Bakanlığı bünyesinde bulunan Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından yürütülmektedir.

 

Yönetimlerin yeni kamu yönetimi kavramlarını uygulamasına yardım etmek ve faaliyetlerin bu doğrultuda yürümesini sağlamak üzere 5018 nolu Kanun ve ikincil mevzuat tarafından düzenlenen stratejik planlar, performans programının ve faaliyet raporlarının oluşturulmasını ve bunların kamuya açıklanmasını gerektirmektedir.

 

Beş yıllık stratejik planların uygulanabilirliğini, ihtiyaç duyulan kaynakların belirlenmesini, plan-bütçe ilişkilerinin kurulmasını ve gözlemlenmesini sağlamak üzere performans programı ve faaliyet raporları oluşturulmaktadır.

 

Performans programında belirtilen performans hedeflerinin başarısını ölçmek amacıyla performans göstergeleri düzenlenmiştir.

 

Faaliyet raporları, performans programında belirtilen hedeflerin sonuçlarını tanımlamaktadır. Bu itibarla, stratejiler kapsamında gerçekleşen ilerleme kamuyu bilgilendirmek amacıyla takip edilmektedir.

 

2014-2020 yıllarını kapsayacak olan IPA II döneminde Adalet Bakanlığı, sektörel yaklaşım çerçevesinde, programlama eylemleri, eylem fikirlerinin oluşturulması, eylem fişlerinin yazılması, AB yetkilileri tarafından kabulünün sağlanması, eylemlerin uygulanmasının izlenmesi ve değerlendirilmesi, eylemler arasında koordinasyonun sağlanması ve raporların hazırlanması konularında yetki ve sorumluluk üstlenecektir.

 

ÇIKARILAN DERSLER VE ÖNCEKİ MALİ YARDIMLA BAĞLANTI

 

IPA I ve önceki mali yardım araçları yargı alanındaki reform sürecini olumlu yönde etkilemiştir ve yargı mensupları tarafından değişikliklerin içselleştirilmesine destek vermiştir. Reformların hedeflerine yalnızca içselleştirilmiş uygulamayla ulaşabileceği açıktır. IPA I programlaması veya diğer AB finansmanlı fonlar kapsamında uygulanan en başarısız proje bile sorunun tartışılmasına ve uzun vadede çözümlerin bulunmasına hizmet etmiştir. Bu nedenle, adalet sektöründe uygulanan AB finansmanlı tüm projeler, Türk Yargı Sisteminin dönüşümüne katkıda bulunmuştur. AB finansmanlı projeler, ayrıca, toplumdaki en muhafazakar mesleklerden biri olan yargı mensuplarının diğer yargı sistemlerini ve meslektaşlarını tanımalarına zemin hazırlamıştır. Bu durum yargı alanındaki reformların daha iyi uygulanmasına yardımcı olmuştur.

 

IPA I’de yaşanılan deneyimler projelerin tüm ilgili paydaşlar tarafından daha işbirlikçi bir şekilde hazırlanması gerektiğini göstermektedir. Proje faaliyetlerinin ve bazı bileşenlerinin faydalanıcı kurumlar tarafından sahiplenilmemesi genel hedeflere ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, paydaşlar ve ilgili kurumlar, projelerin tasarlanması aşamasında yakın işbirliği içerisinde olmalıdırlar.

 

IPA I döneminde AB desteği, mahkeme yönetimi, ceza adaleti sistemi ve bölge istinaf mahkemelerinin kurulması gibi yargının daha genel ve acil ihtiyaçlarına yoğunlaşmıştır. Yargı alanında, IPA I kapsamında değinilmemiş alanlara ilişkin projelerin yapılması ihtiyacı mevcuttur.

 

Örneğin, kovuşturma prosedürlerindeki yetersizlikler ayrıntılı bir şekilde ele alınmamıştır. Özellikle savcılık uygulamalarından kaynaklanan temel hakların ihlaline özel olarak dikkat edilmelidir. Bu amaçla, uzun tutukluluk süreleri, kolluğun uzmanlığına ilişkin sorunlar, savunma avukatlarının delillere ve dosyalara erişime dair şikâyetleri IPA II programlaması kapsamında ele alınacaktır.

 

IPA I programlamasının yargı için eğitim programlarına yoğun bir şekilde odaklanmasına karşın, yargının bütün aşamalarında çalışan yardımcı personel bu eğitimlerden yararlanamamaktadır. Yardımcı personel için makul ve etkili bir hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimin sağlanması ve bunun yanı sıra görevlerin paylaştırılması, hâkimlerin ve savcıların iş yükünü azaltacak ve böylece adli kovuşturmaları hızlandıracaktır. Buna ek olarak, sosyal çalışmacılar, psikologlar ve pedagogları da kapsayan yardımcı personelden oluşan özel grupların çocuk ve aile mahkemesi davalarındaki önemli rolleri dikkate alınarak özel eğitimlerle desteklenmesi gerekmektedir.

 

Yasal sistemin dinamik yapısı göz önünde tutulursa yeni prosedürlerin ve önemli yasal konuların tüm yargı aktörleri tarafından özümsenmesi ve içselleştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, hukuk ve ceza konularında arabuluculuk ve uzlaşma gibi uyuşmazlık çözümü için yeni getirilen mekanizmalar, eski ancak nadiren kullanılan tahkim kavramıyla birlikte AB finanslı eylemlerin yardımıyla daha etkili bir şekilde kullanılacaktır. IPA I programlanması kapsamındaki projelerin uygulanmasına ilişkin olarak, proje ekiplerindeki değişikliklerin proje faaliyetlerinin başarısını ve etkililiğini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Bu olumsuz etkiyi yok etmek amacıyla proje ekiplerinin yeterli dil becerilerine sahip sürekli çalışacak personelden oluşması önem arz etmektedir. Ayrıca, projelerde görevlendiren personelin hala kendi rutin işlerini yapmaları gerekmesi, uygulanmakta olan Projeye daha az bir zaman ayrılması ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle, proje ekiplerinde yalnızca proje faaliyetlerine yoğunlaşacak olan personeli görevlendirmek üzere önlemler alınmalıdır.

 

Bir diğer eylem alanı adli istatistiklerin toplanması ve değerlendirilmesi olacaktır. IPA I dönemi öncesi uygulanmış olan projelerle sorunun kısmen çözümlenmesi amaçlanmışsa da adli istatistik konusu kapsamlı bir biçimde ele alınmamış ve bu alanın sorunları üzerine yeterli ölçüde durulmamıştır. Bu nedenle adli istatistik alanı, IPA II programlaması kapsamında desteği hak etmektedir; çünkü reformlar için gerçek bir yol haritası doğru istatistiki bilgiler üzerine çizilebilir. Eski iki AB Projesinin (Yargının Modernizasyonu ve Ceza Reformu Projesi ve Yargıda Performans Değerlendirme ve Yönetimi Sistemi) aynı alanda uygulanmasına karşın bu Faaliyet, özellikle Adalet Bakanlığında çalışan personel dışındaki personelin eğitimine yoğunlaşacaktır ve veri havuzunun çeşitlenmesi amaçlanacaktır. Türkiye birçok ilgili uluslarası kurum ve kuruluşlara adli istatistik sağladığı için güçlü ve güvenilir bir istatistik sisteminin kurulması, uluslararası alana da katkıda bulunacaktır.

 

AB finansmanlı bir proje ile IPA-I 2009 programlama yılı kapsamında icra daireleri reformunu desteklemiştir. Bu Proje, küçük ve orta büyüklükteki ilçelerde yer alan 7 pilot icra dairesinde uygulanmıştır. IPA II döneminde icra hizmetlerine yönelik kalite yönetim sistemi belirli bir biçimde ve özellikle büyük şehirlerde ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır. İcra sistemindeki başka bir önemli ve sorunlu alan icra sürecinde el konulan mallar için kullanılan yediemin depolarının yönetilmesidir. Türkiye’deki mevcut uygulama ciddi zararlara, el konulan malların kaybolmasına, açık artırmalarda gerçek değerinden daha az bir fiyatla satılmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle, yediemin depoları reforme edilecek ve lisans ve belgelendirme sistemi getirilecektir.

 

Cezaevlerindeki reformlar, IPA I döneminde AB finanslı projelerle güçlü bir şekilde desteklenmiştir. Bu projeler bir yandan cezaevlerinin fiziksel koşullarını iyileştirmeyi, diğer yandan bir bütün olarak infaz sistemini reforme etmeyi amaçlamıştır. Bu bakımdan cezaların infazında yer alan yeni kurumlar ve sistemler AB finansmanlı projeler tarafından desteklenmiştir. Bununla birlikte, bu alanda hala iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir. Cezaların infazının bireyselleştirilmesine daha fazla ağırlık verilecektir. Mahkûmların rehabilitasyonuna destek olmak üzere onların kişisel davranışları ve özellikleri dikkate alınarak belirli infaz modaliteleri geliştirilecektir. İnfaz rejimineki en önemli aktörler olmalarından dolayı cezaevi çalışanlarının eğitimine devam edilecektir. Mahkûmların rehabilitasyonu yalnızca uygun fiziksel koşullar altında gerçekleşebileceği için Adalet Bakanlığı, modernleştirilmiş cezaevleri inşa etmek konusunda isteklidir. Bu politikaya paralel olarak, ülke boyunca çok katlı model cezaevleri inşa edilecek ve yayılacaktır. Bu model cezaevleri AB üyesi ülkelerin en iyi uygulamaları doğrultusunda sisteme dahil edilecektir. 

 

 

YARGI

Yararlı Linkler

IPA II (2014-2020) Teknik Destek Projesi

1/1
kivanc ilisulu
kivanc ilisulu
kivanc ilisulu

Bu web sitesi Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin mali desteğiyle üretilmiştir. Bu web sitesinin içeriğinden sadece EY (Enrst Young Kurumsal Finansman Danışmanlık A.Ş) liderliğindeki konsorsiyum sorumludur ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği’nin ve/veya Türkiye Cumhuriyeti’nin görüşlerini yansıtmaz.

Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti

tarafından finanse edilmektedir.